18 09 2009

Affına Muhtacım

                          AFFINA MUHTACIM...   Cebime sıkışmış son iyilik kırıntılarını, Yeni Camii’nin önünü mesken tutmuş güvercinlere serptiğimde yine böyle bir ramazan günüydü… O gün sanki bir başka atmosfere bürünmüştü hayatın tüm renkleri… İlk kez Üsküdar vapurunun etrafında uçuşan beyaz martıları görmedim! Yoksa tüm kainat mı oruçluydu da, ben fark edemedim?! Herkes sanki yeni ütülemişti, giyindiği tevazuu elbisesini. Sanki tebessüme boyamıştı dudağını ve iyilik çekmişti gözlerine… Ve herkese ne kadar da yakışmıştı bu ilahi elbise… O gün sanki bir başka atmosfere bürünmüştü hayatın tüm renkleri… Sokak arasında maç yapan çocuklar gördüm. Yeni inmişlerdi ilk oruçlarının kıyıya yanaşmış teknesinden. Gazozuna maç kafilesine yine en başta yazılmışlardı. Anneleri iftara yaklaşan saatlerde, ramazan sıcaklığını ziyadeleştiren bir iftar pidesi istiyordu onlardan. O an maç bitiyordu… Uğruna ter dökülen gazozun yürürlüğü kalkıveriyordu çocuk gönüllerin raflarından. Ramazan pidesi kadar sıcak gönüllerin mayası, ramazanda sanki bir başka kabarıyordu. O gün sanki bir başka atmosfere bürünmüştü hayatın tüm renkleri… Tan yerine bereket katan sahurumun üzerinden saatler geçtikçe, içimde iftarı dört gözle bekleyen çocukluğum diriliveriyordu. Babam pide almaya gidiyordu mahallemizin fırınından… Annem itinayla iftar soframızı kuruyordu… Dedem ise, radyosundan iftar programını dinlerken, bir yandan da gözü yaşlı, o gün de karnını a&cce... Devamı